YAŞAM ALANI

946 bin 883 kişi

“Büyükşehir bir yılda 946.883 kişiyi kültür sanat etkinlikleri ile buluşturdu.”

Bu cümleyi İstanbul’un çeşitli yerlerinde üst geçitlerde veya ilan panolarında görmek mümkün. İstanbul Büyükşehir Belediyesi resmi rakamlara göre 15 milyon insanın kayıtlı olarak yaşadığı şehirde bir yılda yaklaşık 1 milyon insanı kültür sanat etkinlikleri ile buluşturduğu için övünüyor ve bunu her yerde ilan ediyor.

Peki ne anlamalıyız bu 946.883 sayısından? Yani günde ortalama 2594 kişi kültür sanat etkinliğine gidiyor. Kültür sanat etkinliği ile ne kast ediliyor diye araştırırken İBB’nin 2017 faaliyet raporunda1 Şehir Tiyatroları’nda doluluk oranının %10 artarak %88’e, seyirci sayısının da 473 bin kişiye ulaştığı bilgisine eriştim.

Sonuç 15 milyonluk şehirde her gün ortalama 1300 kişi şehir tiyatrolarına gidiyor. Aslında şehir tiyatrolarının kapasitesi 3409 koltuk ve oyun olduğu günlerde 3000 kişi gidiyormuş.

Derken Türkiye İstatistik Kurumu’nun bizden de aldığı rakamların bütünü nedir acaba diye araştırmaya2 devam ettim.

2015-2016 sezonunda 6 milyon 16 bin 762 kişi Türkiye’de tiyatroya gitmiş. Tüm Türkiye’de günde 16.848 kişi tiyatroya gidiyor. Yani ülkemizde 70 milyon kişiden 16.848 kişi o gün “Ben bugün tiyatroya gideyim.” diyor. Yani %0,02 kişi; başka deyişle 10 binde 2 kişi.

Başka bir bilgi daha var. 2015-2016 sezonunda tiyatro salon sayısı 721 olurken, tiyatro salonu koltuk sayısı 261 bin 885 oldu. Kapasite 262 bin; doluluk 17 bin yani %6! Evet biliyorum tüm sahneler her gün açık değil, her gün oyun yok o yüzden hadi haftada ortalama 3,5 gün oyun var diyelim, o zaman da doluluk %12’ye çıkar.

Rakamlara daha fazla boğmak istemem ama aşağıdaki gibi tespitlerim var.

  • %88 doluluk oranı çok yüksek bir oran bu anlamda İBB Şehir Tiyatrolarını tebrik etmek gerekir.
  • Ancak 70 milyonluk ülkede 10 binde 2 kişinin tiyatroya gitmesi övünülecek bir durum değil. Şehir tiyatroları % 88’lerdeyken ortalamanın %12’lerde olması diğer tiyatroların can çekiştiğini gösteriyor.

İstanbul’da son yıllarda özel tiyatrolarda ciddi bir arz artışının olduğu açık, 250’den fazla oyun sergileniyor, tam rakamı tiyatro gönüllüsü seyircilerimiz mesela Baysan Bey (Baysan Pamay) çok daha iyi bilir. Ancak gördüğüm kadarıyla talep çok düşük. Yeni tiyatro hareketlerinden veya yeni tiyatro oluşumlarından haberdar olmayan milyonlar var. Bence tiyatroların bir araya gelip bu kitlelere kendini tanıtması gerekiyor.

Bireysel anlamda seyrettiği oyunlara arkadaşlarını çağıran çok değerli tiyatro gönüllüleri de var. Örneğin Özgür Yenice bunlardan biri. İstiyor ki kendi izlediği oyunları arkadaşları da görsün, tiyatronun bu paylaşım duygusunu çevresine iletiyor, #ozgurcetiyatro, #ozgurletiyatro etiketleri altında organizasyonlar yapıp tiyatroları dolduruyor. Bu anlamda kendisine minnettarız. İyi ki var.

Tiyatro tanınmıyor, tiyatro bilinmiyor. İnanın o kadar çaba ile hazırlanan oyunların küçük salonlarda bile seyirciye ulaşmaması insanı o kadar üzüyor ki… Maddi anlamda etkisinden çok, seyirci ile buluşmamasından dolayı üzülüyor insan.

Bence bizim altıdan önceki işlerde uyguladığımız gibi, tiyatroların bir araya gelip önce bir araştırma yaptırması ve durum tespiti yaptırması gerekiyor. İnsanlar tiyatroya neden gelmiyor? Bilmiyorlar mı? Duymuyorlar mı? İtici mi buluyorlar? Sıkıcı mı sanıyorlar? Pahalı mı buluyorlar? Politik mi buluyorlar? Tiyatrocuları ukala mı sanıyorlar? Şehir tiyatroları %88 dolu iken, Türkiye ortalaması neden %12’lerde? Gelen izleyici bir kere daha geliyor mu? Tiyatro ile bağı ne? En son ne zaman tiyatroya gitmiş? Vakit mi ayıramıyor? Tercih etmeme nedeni nedir? vb…

Bu araştırma sonucunda yapılacak tespitlerle, hep beraber ortak payda da bulunacak tanıtım yöntemleri ile bu kitlere ulaşıp onlarla tiyatroları tanıştırmamız gerekiyor. Tüm tiyatroların katılımı kampanyanın gücünü artıracaktır. Düşünsenize sezon tüm tiyatroların katıldığı büyük bir festivalle açılıyor. Tüm şehirde o hafta ya da o gün herkes tiyatrolara akın ediyor. Tiyatrolar kendilerini, oyunlarını tanıtıyorlar. Belki kısa bir bölüm sergiliyorlar. Oyuncular, yönetmenler, yazarlar seyircileri ile buluşuyor. Planlar, programlar dağıtılıyor. Ve sezon müthiş bir şekilde açılıyor. O festival boyunca şehrin gündemi tiyatro oluyor. Festival benim aklıma gelen bir örnek. Belki bir araya gelip sinemalara ilen vereceğiz. Futbol statlarında tiyatro broşürleri dağıtacağız belki. Belki de Maslak’ta beyaz yakalı çalışanlara yönelik bir çalışma olacak.

Örneğin Avrupa Eurastat’ın yaptığı bir araştırmaya3 göre Türkiye’nin de bulunduğu Avrupa ülkelerinde herhangi bir canlı performansa yılda katılım oranı sorulmuş, 2011 yılına ait sonuçlar aşağıdaki grafikte yer alıyor. Türkiye maalesef son sırada yer alıyor. Canlı performans diye kastedilen, tiyatro oyunlar, konser, opera, bale ve dans gösterilerine son 12 ayda kaç kere katıldınız sorusuna her 100 kişiden 82’si Türkiye’de “hiç” cevabını vermiş, %2’si “1-6 kere katıldım”, %16’sı da “6’dan fazla etkinliğe katıldım” demiş. Almanya’da ise “hiç katılmadım” cevabı %58, “1-6 kere katıldım” %5, “6’dan fazla katıldım” cevabı ise %37 oranında.  En yüksek Lüksemburg’da ise %60 “6’dan fazla katılmış”, %19 “1-6 kez katılmış”, %21’i “hiç canlı performans seyretmemiş”.

Görülüyor ki konu sadece tiyatronun konusu da değil aslında, insanlar Türkiye’de tiyatro haricinde konsere, opera ve bale gibi canlı performanslara da gitmiyor.

Tiyatro istatistikleri ile ikinci bir tespitim de şu: 6 milyon seyirci, ortalama bilet fiyatı 20 TL civarı desek, 120 milyon TL ciro yapar, bu cirodan oluşan KDV (%8) 9,6 milyon TL. Devletin toplam KDV geliri 130600 milyon TL. Yani tiyatrolardan gelen KDV toplam KDV gelirinin %0,0074’ü yani yüz binde 7,4. Ben çok fazla makro ekonomik verilere hâkim değilim, çok da anlamam ama bu kadar insanın çalıştığı mali açıdan can çekişen bir sektörden daha az KDV alınması gerektiğini düşünüyorum. Avrupa ülkelerinde durum tam tersi elbette, oralarda müthiş destek ve fonlar olduğunu biliyoruz. O gibi desteklere hiç girmeden bari bizde uygulanan hem gelir vergisinin hem de KDV’nin düşürülmesi gerektiğini düşünüyorum. Yani ölçek ekonomisi, bazıları için hiç değer ifade etmeyen miktarlar, diğer tarafta çok ciddi etkiler yaratacaktır.

Tiyatroların ekonomileri hakkında söyleyecek o kadar çok şey var ki onları başka bir yazıya bırakalım.

Sözün özü: Şehrimizde ve ülkemizde tiyatrolardan habersiz olan onca insana bu oyunlar ve gösteriler ulaştığı zaman çok başka bir toplum olacağız.

1: https://www.ibb.istanbul/News/Detail/34622

2: TÜİK; Sinema ve Tiyatro İstatistikleri-(2016-28.06.2017)

3: http://ec.europa.eu/eurostat/documents/3217494/7551543/KS-04-15-737-EN-N.pdf

 

Erkan Kortan

Erkan Kortan

Biraz hayat,
Biraz Altıdan Sonra Tiyatro,
Daha çok Kumbaracı50,
Çok az yedek parça,
Biraz biz,
Biraz siz...

Yorum Yok

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir