SAHNE

BİR BEN VAR BENDEN İÇERİ

 

Joe Goscinski yürütücülüğündeki ‘Yoğun Atölye’, sadece bir oyuncu seçmesine katıldığımızda yapmamız gerekenleri değil, varlığımızı olduğu biçimde sahiplenmemiz gerektiğini de gösterdi.

 

Geçtiğimiz yaz yapılan oyuncu seçmeleriyle bünyesine katıldığım Altıdan Sonra Tiyatro, bu yıl bana iki atölye armağan etti. Birincisi hala devam eden “Yiğit Sertdemir ile Yaz(ama)ma Atölyesi”. Diğeri de Stella Adler stüdyosundan Joe Goscinski’den ile “oyuncunun kendi varlığı içinde kök salmış bir karakterin yaratımına izin vermeyi nasıl başarır?” sorusu peşinde koşan “Yoğun Atölye”.

 

1. Kanat açmayı öğrenmek

İki günlük bu atölyede egzersiz teknikleri, ısınma programı, dudak-dil-çene çalışması, artikülasyon ve boğumlama alıştırmaları yapıldı. Bunların hepsini İngilizce yapmak durumundaydık ve başka bir dil ailesinden, farklı bir gırtlak ve damak ihtiyacındaki İngilizce bir metin üzerine çalışmanın hiç de kolay olmadığını görmüş olduk.

 

Atölyenin ilk günü Kumbaracı50’de sahnelediğimiz “3. Richard” oyunundaki kraliçe Elizabeth’in “boyama kraliçe” tiradını tecrübe ettim. Joe Türkçe bilmese de; doğru müdahalelerle role dair farklı bir bakış açısı geliştirmemi sağladı. Sonraki gün de August Strindberg’in “Matmazel Julie” oyunundan “kaçmayacağım kalacağım” kreşendosunu İngilizce oynadım. Bu meşhur monologda beni çeken yabancılaştırma, gerçekdışına kayan nevroz, sınıf çatışması, cinsiyet eşitsizliği, ve cinsellik öğelerinin bir arada verilmesiydi. Bir oyuncu seçmesindeymiş gibi hareket etmemizi istemişti, atölye yürütücümüz Joe. Bunu yaparken elbette ki kendimize dair keşiflerde bulunmamız gerekiyordu. Julie’nin kırılganlığından artan öfkesine ve parçalanışına giden yolculuğun benim kişisel hikayemle de örtüşen yanlarını bulmak heyecan vericiydi.

 

2. Farkındalığı arttırmak

Joe Goscinski, bu çalışma esnasında küçük tüyolar vermenin yanında bir kılavuz gibi hareket etti. Salt yönlendirmekle yetinmeyip sahnede destek unsuru olarak yüreklendirme yapmaktan kaçınmayan bir eğitmenle çalışmak paha biçilemez değerde… Çoğunlukla sahneye çıkan herkese “nefes al!” hatırlatması yapıyordu ki, doğumumuzdan beri bildiğimiz ama nasıl yapacağımızı sürekli unuttuğumuz bir vergi gibi “nefes almak”.

 

Elbette unuttuğumuz başka şeyler de var… Oyunculuk maceramızın bir keşif süreci olduğunu kabul etmek mesela… Sahnede kendimize alan açmayı başarabilmek… Kalbimizi göstermekten kaçınmamak… Kelimelerin tadına varmak… Seyircinin beş duyusuna seslenmeyi amaçlamak… Yaşadığımız ikilemleri gizlememek… Nida ve seslenişleri es geçmemek… Canlandırdığın karakterin karşılaştığı engeller konusunda kesin fikir sahibi olmak… Karşındakini net bir şekilde dinlemek… “Ne istiyorum?” ve “Beni durduran nedir?” sorularının cevaplarına hakim olmak… Oynarken bir heykeltıraş gibi işine yaramayanları yontup atmayı becerebilmek…

 

  3. Sahnede olmayı başarmak

Bir kast seçmesine katıldınız diyelim. İster deneyimli bir oyuncu olun isterseniz mesleğin henüz başlarında biri, şüphesiz ki elinizin ayağınıza dolaştığı anlar yaşadınız. Dikkat, bu kısımda size anımsatacaklarım her seferinde işinize yarayacak bilgiler…

 

  • Seçme yapılacak odaya girdiğinizde, ne kast direktörüne ne de sizi izleyenlere fazla yakın olmayın ki, hareketiniz için alan kalabilsin.
  • Ellerinizi serbest bırakın, tansiyonunuz orada toplanmasın. Bunun için odaya girmeden önce ellerinize bir süre masaj yapmak işinize yarayacaktır.
  • Odaya girdiğinizde bedeninizi; omuzlarınızı ve göğsünüzü dikleştirin. Kendinizden emin olun ki, seyircinizi söylediğiniz yalana inandırabilin.
  • Odada en güçlü ve rahat hissettiğiniz yeri bulun.
  • Oynayacağınız metindeki en güçlü cümle nedir? Onu niye seçtiniz? Odaya girmeden önce bu soruları yanıtlamış olun.
  • Kelimeler arasında nefes aldığınızda daha güçlü başlangıçlar yapabilirsiniz.
  • Metninizi oynarken sürekli kast direktörüne bakmak durumunda değilsiniz. Bir nokta belirleyip o noktaya odaklanmak işinizi kolaylaştıracaktır.
  • Ortaya çıkardığınız performans en kötüsü olsa dahi, ÖZÜR DİLEMEYİN! Unutmayın, her zaman başka bir şans vardır.
  • Eski Yunan’da sözlerimizin kafamızın üstünde uçuştuğuna inanılırdı. Ağzınızdan çıkanın nereye varacağının kontrolü sizde…
  • Acele etmeyin. Zamanını idareli kullanmayı öğrenmelisiniz.
  • Ünlü bir monolog yüksek sesle oynandı diye, siz de o şekilde seslendirmek zorunda değilsiniz. Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır.
  • Her zaman nazik olun. Belki o seçmeyi alamazsınız, ama akıllarda bir sonraki için yer edersiniz.
  • Fil kadar kalın bir deriniz olmalı. Hayatınız seçmelere katılmakla geçecek!
  • NEFES ALMAK hayati değerdedir.

 

Herkese bol şans!

Feride Cetin

Feride Cetin