MİSAFİR ODASI

“Gülhan Abla Bir Bakış Attı Biz Anladık Zaten”

Kumbaracı50’nin iki emekçisini karşıma aldım ve sordum da sordum. Onlar da işi gücü bıraktılar beni cevapladılar. Karşınızda Mücahit Şahin ve Güray Doğru!
Öncelikle biraz kendinizden bahsetmenizi istiyorum.
Ben Mücahit Şahin, 19 yaşındayım ama 20 olacağım ve oyuncu olmak istiyorum. Burada teknik görevliyim
Ben Güray Doğru. 24 yaşındayım Kadir Has’ta oyunculuk okuyorum.
Ama öncesinde bir İTÜ geçmişin var değil mi?
G: Evet bir 5 yıl İTÜ’de çevre mühendisliği okudum, orada tiyatro klübündeydim. Sonra bölümü sevmediğime karar verdim ve okulu bıraktım.
Müco sen nasıl başladın tiyatroya?
M: Ben BASAD’da başladım, hayatımda ilk defa Bakırköy’e gitmiştim 🙂 Orada Erdoğan Ünlü hocam vardı alıştım, çok sevdim. Böyle devam etti.
Ne zamandır buradasınız?
M: 5- ay aydır.
G: Geçen sezondan beri, 1 yıl olmuştur.
Daha önce nerelerde çalıştınız?
M: Basad’da başladım sonra Duru Tiyatro’da ve şimdi burada. Bir de Darülbedayi’ye gittim.
G: Ben geçen sene eş zamanlı olarak D22’ye gidiyordum.
Peki, buranın nasıl bir sistemi var?
G: Müco açıyor sabahları, sonra ekip geliyor ve onları ağırlıyor,oyun kuruluyor. Akşam 6-7 gibi
gönüllüler geliyor ve yapılacak iş varsa onu hallediyorlar.
Sen bir şey yapmıyor musun Güray? 🙂
M: Onu da ben söyleyeyim. Canını dişine takarak çalışıyor. Hem burada geceleri, gündüzleri oluyor
hem okula gidiyor hem de hafta sonu kursa gidiyor. Her şey iç içe. Bu çocuk nasıl yaşıyor ben merak ediyorum. Dersleri nasıl geçiyor, nasıl uyuyor? Bazen ben yorulmayım diye de bana küçük
sürprizler yapıyor.
Notlar nasıl Güray?
M: Notları iyi. Ben çok memnunum arkadaşımdan, kardeş gibi. olduk zaten burada, beraber yata
kalka.
Buraya gelen gönüllüler nasıl bir iş bölümü yapıyor peki? Gelmek isteyenleri nasıl işler bekliyor, belki biraz bilgilendirmiş de oluruz.
G: Şöyle, benim girdiğim niyetle ben bahsedeyim. Ne ihtiyaç varsa karşılıksız gönüllü el atıyorsun, yapabileceklerini yapmaya çalışıyorsun burada. Ben okulu bıraktıktan sonra tiyatroya dair bir şeyler yapmak istiyordum. Bir arkadaşım 4-5 tane yer önermişti. Ben de buraya mail attım ve
Gülhan abla anında cevap vermişti, nasıl sevinmiştim var ya 🙂 Sonra ilk Gülhan ablayla konuştuk,
anlaştık başladım. Bence özel tiyatroların gönüllülere de ihtiyacı var zaten.
M: Bilet kesiyorlar, ışıkta bir şeyler öğrenip uyguluyorlar, sahne kurulumu için yardım ediyorlar. Sesi, dekoru öğreniyolar. Bir süre sonra ne daha iyi olur, olmaz ona göre düzenlerini oluşturuyorlar. Aslında burada hep beraber bir matematik yapıyoruz.
Sizin ikiniz arasında bir iş bölümü var mı?
G: Yok galiba; ama çok kabaca ben sese dokunmuyorum, onu Müco’ya kitledik 🙂
Yaptığınız işi biraz açacak olursak, siz tam olarak ne yapıyorsunuz?
G: Kendi oyunlarımızda mı konuk oyunlarında mı? Mesela Yalınayak Müzikhol’ün her şeyini yapıyoruz baştan aşağı, kurulumunu sesini ışığını. Tabi sen de bir şeyler yapıyorsun şimdi 🙂
 
Siz bu tiyatroda öğrendiniz değil mi her şeyi, öncesinde bilmiyordunuz.
M: Evet, her şeyi burada öğrendik
Kendi planınız programınız var mıdır?
G: Aylık program geldiğinde belli oluyor aslında o.
M: O zaman karar veriyoruz, sonrasını da düşünüyoruz. Platformu alta koymayalım da üste koyalım diyoruz mesela, ufak şeyler de düşünüyoruz kendimiz için kolaylaştırmaya çalışıyoruz.
Bizim oyunlarımızdan kurulumu en kolay oyun hangisi ?
G: Fikret Kızılok dinletisi bence.
M: Ne dinletisi? Tabii sen sesi yapmıyorsun, nesi kolay onun:) ama şöyle bir ayrım yapabiliriz. Oyunundan oyununa değişiyor. Yalınayak’ın sesini kurmak kolay mesela sadece bardan bara alıp koyuyorsun; ama dinleti ve Şizo’nun sesi zor ayrı ayı kanallar var. Seyirciye göre ayarlıyorsun her şeyi.
Kumbaracı50 de en sevdiğiniz oyun hangisi ?
M: Yalınayak Müzikhol, ses masasında otururken baya oynuyoruz
O zaman biraz duygusal sorulara geçeyim 🙂 Kumbaracı50 desem size neyi çağrıştırır? Mesela bana hep İstanbul’u çağrıştırıyor. Çünkü İstanbul’da yaşamaya başladığım günden beri Kumbaracı50’deyım. O yüzden her İstanbul anımda mutlaka bir Kumbaracı50 vardır.
M: Ben aile derdim herhalde
G: Evet, yakın derdim ben de.
M: Yakın mı, aile mi?
G: Ayrı ayrı söyleyebiliriz canım, yakın aile 🙂
Buranın size öğrettiği en güzel şey neydi?
G: Planlı ve programlı olmak galiba. Ya da bağlılık ya. Çünkü okuldan çıktığımda işim olsa da olmasa da buraya bir uğrayıp gidiyorum, merak ediyorum
Burada olmadığınızda aklınız kalıyor mu, özlüyor musunuz?
G-M: Tabii ki.
 
Ters giden bir şey olsa üzülürsünüz herhalde
G: Ben biraz gülerim 🙂 Mücahit’in başına bir şey gelse çok gülerim (Burada kahkahalara boğuldu gerçekten)
M: Bana güler bu, Kumbaracı50’ye değil, benim düştüğüm duruma güler 🙂
Burada en gergin anınız nedir?
M: Yalınayak. En iyi anımız da orada en gergini de. Mesela bir gün biz gece 11’de başlayıp sabah 7’ye kadar çalışmıştık ve en sonunda sabah 7’de merdivenden aşağıya inip pes ettik ışık yaparken. Sonra gidip yattık ve işin yarısı duruyordu.
Nasıl hallettiniz sonra?
G: İnan hatırlamıyorum, gündüz kalkıp yapmışızdır herhalde.
M: Zor yetiştik. Erkan abi geldi, akşam 7 oldu ışıkların bir kısmı hala duruyordu.
Gülhan abla ne yaptı ? 🙂
M: Gülhan abla bir bakış attı, biz anladık zaten.
G: Bir de ışıkların tek tek patladığı gün vardı
M: Prova sırasında. Bütün ışıklar tek tek patladı ve sürekli oraya koş, buraya koş, ışık ara, pil ara..
Oyun esnasında başınıza gelen en kötü şey neydi peki?
M: Yalınayak’ta ben içeri gittim, bir şey arıyordum. Güray da sesteydi, Aslı ablanın sahnesinde müziği durduracağım diye şarkıyı başlatıp kapattı ve bunu 3 defa yaptı aynı anda 🙂
G: Ben bekliyordum sonra bir anda parmağım tuşa düştü 🙂
M: Ben de o sırada fuayede gülmekten çatlıyorum tabii 🙂
O an ne yaptın? Gerilmişsindir. 
G: Tabii canım; ama ben durdurma tuşuna bastığımı sanıyorum. Hatta Aslı abla oyunun bir yerinde ne yapıyorsun çocuğum sen dedi; çünkü o kadar alakasız yerlerde yaptım ki. 🙂
Şizo Şeyks’te da şalter attı değil mi? 
M: Off o çok kötüydü. Benim Yalınayak’tan sonra en gergin anım odur. Bütün her şey yandı, kabloların içi söküldü. şalter attı. ben gidip ampul arıyorum ki çalıştırayım diye. En sonunda bir salaklık yaptım, hoca ışıksız oynamasın diye çakmağı verdim yandan. Aradan bi kaç hafta geçti, hocam ben size çakmak verdim hatırlıyor musunuz dedim, “Hee verdin müco.” dedi. Ne yapacaktım ben o çakmağı der gibi yüzüme baktı. 🙂
Herkes gittikten sonra yaptığınız bir şey var mı ?
G: Dans etmek
Onda da en son Müco belini sakatladı zaten. İkinizin de ayrı ayrı kimsenin bilmediği bir yeteneğiniz var mı?
M: Güray akrobaside çok iyidir, maymun gibi. Bardan bara atlıyor.
G: Müco da dansta çok iyi, bütün eklemlerini oynatabiliyor. Birbirimizi yağlayalım böyle. 🙂
Güzel arkadaşlarım, yağlamaksa mevzu sizin hakkınızda çok güzel şeyler yazardım ama bilen biliyor, bana kalsın diyorum. Kendi adıma, yaptığınız her şey için, emeğinize, gücünüze ayırdığınız zamanınıza sağlık bin teşekkür. İyi ki beraber çalışıyoruz. Dilerim herkes bir gün sevdiği ve güvendiği bir ekiple çalışma şansını bulur. Bu kısa ve bol kahkahalı konuşmayı yapmak uğruna gecenin bir yarısı platform yapmaya ara verip benimle konuştuğunuz için sağ olun, sağ olun..
hazal şahin

hazal şahin

Yorum Yok

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir